AK Parti seçim beyannamesini açıkladı (1)

AK Parti’nin seçim beyannamesinde, Türkiye Yüzyılı’nın, afetlere karşı dirençli toplum ve dirençli şehirlerin yüzyılı olacağı ifade edildi.

AK Parti’nin, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri için hazırladığı seçim beyannamesi kamuoyuyla paylaşıldı.

“Türkiye Yüzyılı İçin Doğru Adımlar Seçim Beyannamesi 2023” başlıklı beyannamenin ön sözünde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaleme aldığı “Türkiye Yüzyılı için milletimize ahdimizdir” yazısı yer aldı.

481 sayfadan ve 6 kısımdan oluşan beyannamenin ilk bölümü “Afetlere karşı risk ve kriz yönetimi” başlığına ayrıldı.

Bu kapsamda, “Dirençli toplum, dirençli şehirler” vurgusu yapılan beyannamede, Türkiye Yüzyılı’nın, afetlere karşı dirençli toplum ve dirençli şehirlerin yüzyılı olacağı belirtildi.

Afet oluşmadan önce risk analizlerinin iyi yapılması, tüm afet türlerinde riskleri azaltıcı tedbirlerin belirlenip hayata geçirilmesi, afetlerin muhtemel etkilerinin hafifletilmesinin önemine işaret edilen beyannamede, afete müdahale aşamasında asıl olanın, hiçbir vatandaşı sahipsiz bırakmadan, güçlü bir koordinasyon içinde, profesyonel ve donanımlı ekiplerle can kaybını önleyecek tedbirleri hızla hayata geçirmek olduğu kaydedildi.

Afet sonrasında ise temel önceliğin, sağlam zeminlerde ve planlı şekilde, doğru inşaat tekniklerinin kullanılmasıyla kırsal ve kentsel alanlarda kalıcı barınma imkanlarının hızla oluşturulması, altyapı tahribatının giderilmesi, sosyal ve ekonomik koşulların normalleştirilmesi ile yaraların en kısa sürede sarılması olduğu vurgulanan beyannamede, şunlar ifade edildi:

“Deprem başta olmak üzere tüm afet türleriyle mücadelede hedefimiz, AFAD koordinasyonunda başlattığımız afet yönetiminde dönüşümü tamamlayarak afetler karşısında finansal, kurumsal, fiziksel ve toplumsal olarak dirençli bir ülke ve toplum oluşturmaktır. Afetlere karşı risk azaltma, hazırlık, müdahale ve yeniden inşa aşamalarının kalkınma sürecinin bir parçası olarak en iyi şekilde tasarlanması, bu doğrultuda afetlere dayanıklı ve güvenli yerleşim yerleri ve altyapıların oluşturulması ve bu yönde toplumsal bilincin artırılması suretiyle afetlerin neden olabileceği kayıpların asgari düzeye indirilmesi temel vizyonumuzdur.

Türkiye Yüzyılında ‘afetlere dirençli şehirler ve afetlere dirençli toplum’ hedefiyle afetlerle kayba uğramayan, birlik, beraberlik ve dayanışma içinde, afet farkındalığı yüksek bir toplum modeline ulaşmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede, ülkemizi bütüncül bir afet hazırlığı ve yönetimi sistemine kavuşturmak için çok önemli bir mesafe alarak Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli’ni uygulamaya koyacak aşamaya geldik.”

Afet ve risk yönetiminde bugüne kadar yapılan kurumsal reformlara yer verilen beyannamede, “Afetlere dirençli Türkiye” anlayışıyla, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının paydaşlığında, afetlere ait tüm süreçleri içeren bütünleşik afet yönetim modelinin yürürlüğe konulduğu hatırlatıldı.

“Binalar, sağlam zeminlerde inşa edilecek”

Türkiye’yi bütüncül bir afet hazırlığı ve yönetimi sistemine kavuşturmak için hayata geçirilecek Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli ile Türkiye’nin yaşanması muhtemel tüm afetlere karşı hazır hale getirileceğinin altı çizilen beyannamede, yaşanabilecek afetlerde vatandaşın can ve mal güvenliği için gerekli tüm önlemlerin alınacağı belirtildi.

Deprem, sel, yangın ve heyelan gibi doğal afetlere karşı önlemlerin, her alanda öncelikli hale geleceği vurgusu yapılan beyannamede, afet sonrası oluşabilecek sosyolojik, ekonomik, demografik, pandemik ve güvenlik problemlerini de kapsayan, afet öncesi, esnası ve sonrasını da içeren bir anlayışla bütüncül bir risk yönetiminin hedefleneceği kaydedildi.

Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen şehirlere dikkat çekilen beyannamede, şunlar ifade edildi:

“Depremden etkilenen şehirlerimizi, altyapısı, okulları, camileri, hastaneleri, çarşıları, parkları, spor alanları gibi sosyal donatılarıyla bütüncül bir bakış açısıyla, ‘tarihe vefa, geçmişe saygı’ anlayışıyla yeniden inşa edeceğiz. 650 bin konutun yapımını bir yılda önemli ölçüde tamamlamayı hedefliyoruz. Fay haritalarını dikkate alarak yerleşim merkezlerini ovalardan yamaçlara doğru kaydırıyoruz. Zemin iyileştirme, izolatörlü ve çelik konstrüksiyonlu yapı ve yeni teknoloji ile radye temel, tünel kalıp sistemiyle binalarımızı en sağlam zeminlerde inşa edeceğiz. Kurduğumuz Afet Yeniden İmar Fonu’nu alternatif kaynaklarla güçlendireceğiz. Deprem bölgesinde bütüncül bir Ekonomik Rehabilitasyon Programı ve Kalkınma Hamlesi’ni hayata geçireceğiz.”

“Topluma yeni fırsatlar sunulacak”

Deprem bölgesinde, sanayi ve ticaret koridoru oluşturularak, bölgenin sahip olduğu üretim, ticaret ve ihracat potansiyelinin ayağa kaldıracağı vurgulanan beyannamede, bu çerçevede, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının koordinasyonunda GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) ve DAP (Doğu Anadolu Projesi) bölge kalkınma idarelerinin ve kalkınma ajanslarının katılımıyla oluşturulacak bir programın uygulamaya konulacağı aktarıldı.

Bu programla, deprem bölgesinde bulunan illeri tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde cazibe merkezine dönüştürecek bir eylem planının uygulanacağına işaret edilen beyannamede, tarım ve sanayi sektörleri başta olmak üzere, bölgesel anlamda rekabet potansiyeli arz eden alanlarda yeni bir teşvik düzenlemesi yapılarak, hızlı ve etkili bir yatırım hamlesi başlatılacağı belirtildi.

Her ile göre öncelikli olan sektörlerin belirlenip, uygun bir planlamayla katma değeri yüksek ürün üretimi ve üretimde çeşitliliğin yükseltileceği ifade edilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“Hizmet sektörleri öncülüğünde, istihdam yoğun alanlarda atılacak adımlarla bölgenin nüfus dinamiği desteklenecek, gençler başta olmak üzere topluma yeni fırsatlar sunulacaktır. Kültür, gastronomi ve termal gibi turizm potansiyeli yüksek olan alanlarda bölgenin altyapıları hızla geliştirilecek, tanıtımı daha da güçlü bir şekilde yapılacaktır. Özellikle jeotermal kaynakların değerlendirilmesinde sağlık turizmi eksenli bir program geliştirecek, termal kaynaklarla beslenen seracılığa öncelik vereceğiz. Bölgede en az bir üniversitemizin dünya ölçeğinde markalaşması sağlanacak ve bölgemizdeki diğer üniversitelerin faaliyetleri de özel bir program kapsamında desteklenecektir. Yatırımı, üretimi ve ihracatı destekleyici, lojistik dahil önemli altyapı projeleri Hassa Tüneli başta olmak üzere öncelikli olarak gerçekleştirilecektir. Ayrıca, kalıcı barınma çalışmaları kapsamında oluşturulan belli ölçekteki uydu kentler ile bütünleşen ekonomik altyapılar geliştirilecektir. Tüm yaşam alanlarını, yüksek teknoloji ve akıllı şehir uygulamalarını içeren yenilikçi yaklaşımlarla donatacağız.”

“Türkiye Afet Müdahale Planı’nı güncelleyeceğiz”

Güvenli şehirler stratejisi bağlamında, her türlü afetlerle mücadele kapsamında, AFAD’ın yetki ve sorumluluklarının, insan gücü kapasitesi ile orantılı, daha uyumlu ve etkili bir koordinasyonu sağlayacak şekilde güçlendirileceğine işaret edilen beyannamede, afetlerle ilgili mevzuatın gözden geçirilerek, sürdürülebilir Afet Risk Yönetimi Kanunu’nun yürürlüğe konulacağı bildirildi.

Bu çerçevede, kurumlar arasındaki yetki sınırları açık bir şekilde ayrılacağı ve bütüncül bir yaklaşımın ortaya konulacağı aktarılan beyannamede, şunlar kaydedildi:

“En kötü senaryo dikkate alınarak, arama ve kurtarma ekiplerinin sayısını ve niteliğini hızla ihtiyaç duyulan seviyeye yükselteceğiz. Geniş alanlarda etkisini gösteren afetlere karşı müdahale etkinliğini artıracak şekilde Türkiye Afet Müdahale Planı’nı (TAMP) güncelleyeceğiz. Kurumların ve yerel teşkilatların afetlerle müdahale kapasitelerini, araç-gereç, bilgi birikimi ve uzmanlık bağlamında güçlendireceğiz. DSİ, OGM, KGM gibi araç ve makine parkına sahip kurumların personeline afet anında nasıl müdahale edileceğine yönelik sürekli ve nitelikli eğitimlerin verilmesi sağlanacaktır. Orman yangınları ile mücadele kapsamında hava ve kara taşıtlarını artırarak optimum düzeye çıkaracağız. Yangınlarla kısa sürede ve daha etkili mücadele edecek şekilde itfaiye teşkilatlanmasını ulusal ve yerel ölçekte gözden geçireceğiz. Uygun alanların afet esnasında lojistik merkeze dönüşmesini sağlayacağız. Lojistik depo bulunmayan illerimizde barınma malzemelerinin stoklandığı cep depolarını tamamlayacağız.”

“Kentsel dönüşümü hızlandıracağız”

Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP) ve İl Afet Risk Azaltma Planlarının (İRAP) yaşanan afetler çerçevesinde gözden geçireceği, yeni gelişmeler ışığında ilave tedbirlerle detaylandırılacağı aktarılan beyannamede, afet risklerini esas alan bir şehir planlamasıyla, tüm şehirlerdeki yapıların gözden geçirileceği belirtildi.

Beyannamede, şunlar ifade edildi:

“Fay hattında yapılaşmayı engelleyecek Doğal Afetler ve Fay Yasasını çıkaracağız. Sadece deprem riski değil, çoklu afet risklerini dikkate alarak, imar planlarının bu çerçevede hazırlanmasını sağlayacağız. Belediye meclisleri tarafından imar planlaması ve plan değişikliklerinin afet riski göz önünde bulundurularak yapılmasına yönelik tedbirler alınacaktır. Afet riski yüksek alanlardaki imar yoğunluklarının üst sınırının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenmesini sağlayacağız. Yapı denetimi gibi zemin etüdü denetimini de zorunlu hale getirecek, tasarım ve yapım kontrollerinin sağlıklı bir şekilde yapılmasını temin edeceğiz. Müteahhitlik hizmetlerinin sunumunda teknik kapasitenin ve tecrübenin dikkate alınması için gereken standartları ve tedbirleri belirleyeceğiz. Yapı sağlığı izleme sistemlerini ülke genelinde yaygınlaştıracak, yapılarımızın düzenli ve sağlıklı şekilde kontrol edilmesini sağlayacağız. Mikro ölçekte tüm yerleşim yerlerimizin hangi doğal afet riskleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyacak, buralarda kentsel dönüşümü hızlandıracağız.”

Kentsel dönüşümde, “Dirençli Şehir Konut Finansman Modeli”yle evini dönüştürmek isteyenlere, 15 yıla varan vadelerle uygun ödeme şartlarında finans desteği sağlanacağı ifade edilen beyannamede, riskli bölgelerde bulunan şehirlerin yenileneceği, gerek duyulması halinde bazı şehirlerin güvenli bölgelere taşınacağı kaydedildi.

“Kentsel taşkınların önüne geçeceğiz”

Riskli bölgelerde inşa edilecek konutların zemin artı 3 veya 4 katlı olacağı, yatay mimariden taviz verilmeyeceği vurgulanan beyannamede, sosyal konut üretiminin, afet riski yüksek tüm bölgelerde yoğunlaştırılacağının altı çizildi.

Dijital Yapı Bilgi Bankası kurulacağı, Türkiye arazi kullanım veri altyapısının oluşturulacağı aktarılan beyannamede, şunlar ifade edildi:

“Şehirlerimizi toplanma alanlarını ulaşılabilir kılan, arama kurtarma ekiplerinin hızlı hareket edebileceği, sağlık ve insani yardım çalışmalarının kolay yönetilebileceği akıllı konsepte sahip olarak yeniden tasarlayacağız. Şehirlerde temiz içme suyu kullanımı için şebeke suyuna bağlı bir şekilde sarnıç kültürü tarzında su depoları ve tankları yeşil alanların altına konumlandıracağız. Doğal afetlerden korunmak amacıyla kapsamlı, münferit bir Taşkın Kanunu çıkaracağız. Atık su ve yağmur suyu sistemlerini birbirinden ayırarak, iklim değişikliği kaynaklı aşırı yağış rejimleri nedeniyle meydana gelen kentsel taşkınların önüne geçeceğiz. Toprak muhafaza, erozyon ile sel, çığ kontrolü kapsamında entegre havza rehabilitasyon projelerini riskli bölgeleri önceliklendirerek yaygınlaştıracağız. Yangınlarda risk oluşturan sanayi tesislerinin yakın çevresindeki bitki örtüsünün oluşturulmasında riskleri azaltıcı standartları güçlendireceğiz. Potansiyel afet bölgelerinde elektrik iletim ve dağıtım şebekesinden bağımsız çalışabilecek şekilde mikro şebekeleri yaygınlaştıracağız.”

Tüm afet tehlikelerini kapsayacak zorunlu afet sigorta mekanizmalarının yaygınlaştırılacağına işaret edilen beyannamede, kamu kurumlarınca geliştirilen bilgi sistemlerindeki tüm verilerin birbirleriyle ilişkilendirilerek, bütüncül bir karar destek sistemi altyapısının oluşturulacağı belirtildi.

“Binaların risk analizi zorunlu hale getirilecek”

Kesintisiz, güvenli haberleşme sisteminin oluşturulması kapsamında, 81 ilde sayısal telsiz altyapısının kurulumunun tamamlanacağı ifade edilen beyannamede, geçici barınma standartları geliştirilerek, riski yüksek bölgelerde konteyner kurulumu için altyapısı hazır alanlar oluşturulacağı aktarıldı.

Yangın, deprem, sel, çığ gibi afetlere yönelik, kamu kurumları ile özel kesimin araç envanterinin sürekli güncel tutulacağı bütünleşik bir veri tabanı oluşturulacağı belirtilen beyannamede, afet anında bu araçların ilgili bölgeye hızla sevkinin sağlanacağı kaydedildi.

Marmara Bölgesi, İstanbul ve büyükşehirler için hazırlanan “Risk Azaltma Programı”na yer verilen beyannamede, şunlar kaydedildi:

“İstanbul’u olası bir deprem karşısında daha güçlü hale getirmek için gerekli kurumsal ve yasal düzenlemeler yaparak kentsel dönüşüm çalışmalarımızı hızlandıracağız. İstanbul başta olmak üzere mevcut yapı stoğunun taranması, depreme dayanıksız yapıların tespiti, güçlendirilmesi veya sağlıksız yapıların yeniden inşa edilmesi için hukuki dayanağı güçlendirilmiş düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Türkiye Yapısal Risk Analizi Projesi’ni İstanbul’dan başlatacağız. Özellikle 1999 öncesi inşa edilen tüm binaların risk analizini yaptırmalarını zorunlu hale getireceğiz.

Kanal İstanbul kapsamında inşa edeceğimiz 125 bin konutla birlikte, 500 bini Anadolu, 500 bini Avrupa yakasında olmak üzere iki kentsel dönüşüm rezerv şehrin kurulumunu gerçekleştireceğiz. Sadece İstanbul’u değil, tüm Marmara bölgesini, sanayisiyle, ticaretiyle, sosyal ve kültürel yapısıyla, konutlarıyla afetlere karşı hazırlayacak Afetlere Karşı İstanbul Mekansal Stratejik Planı’nı hayata geçiriyoruz. Aynı anlayışla Ege Bölgemizde de benzer bir çalışmayı hazırlayacağız. Marmara bölgesindeki yoğunluğun azaltılması amacıyla bölge dışında yeni endüstriyel gelişim alanları ve lojistik hatları oluşturacağız.”

“Proje bazlı destekler sunulacak”

İstanbul’daki ve diğer büyükşehirlerdeki kritik alt yapı tesislerinin afetlere karşı dayanıklılığının artırılacağı vurgulanan beyannamede, yapı denetim sürecindeki yaptırımların daha etkin bir şekilde hayata geçirilmesinin sağlanacağının altı çizildi.

Türkiye Ulusal Risk Kalkanı Modeli çerçevesinde, afet yönetimine yönelik yenilikçi çözümlerin ortaya konulabilmesi için yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum arasında etkin bir işbirliği mekanizmasının oluşturacağı ifade edilen beyannamede, insani yardım, arama-kurtarma-müdahale, psiko-sosyal destek ve eğitim gibi alanlarda faaliyet gösteren STK’lerin kapasitesinin geliştirilmesi için proje bazlı destekler sunulacağı aktarıldı.

Beyannamede, şunları kaydedildi:

“Mevzuatla meslek kuruluşları ve STK’lerin afetlerle ilgili yasal dayanakları ile görev ve sorumluluklarının daha belirgin bir biçimde belirlenmesini sağlayacağız. STK’lerin ve özel kesimin kriz yönetimi açısından sınıflama ve kodlamasını yaparak afet sonrası hızlı bir yetki ve sorumluluk dağılımı ve koordinasyonu sağlayacağız. Afet yönetiminin kurumsal işleyişinde kamu, özel kesim ve sivil toplum işbirliğini düzenlemeye yönelik ilke ve esasları içeren rehberler hazırlayacağız.”

(Sürecek)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir